Altınkoza film festivali başladı
16’NCI Altın Koza Film Festivali’nin konuğu olan Türk sinemasından çok sayıda isim özel uçakla Adana’ya geldi.
Geçen yıl Altın Koza’da ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’ alan ünlü sanatçı Selda Alkor, uçaktan iner inmez Adana’yı çok sevdiğini belirterek, “Tekrar Adana’da olmak, buradaki sıcak izleyicilerimizle buluşmak çok güzel, kavuştuk Adanamıza. Altın Koza Türkiye’nin en büyük iki festivalinden biri. Bir dönem çok ara verildi. Umut ediyorum ki bir daha ara verilmez” dedi. Sinema yönetmenleri ve oyuncularının yer aldığı 170 kişilik kafileye vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. Sanatçılar, yarın da Altın Koza Film Festivali’nin geleneksel Sevgi Korteji’nde Adanalıları selamlayacak.
TÜRK SİNEMASI YÜKSELİŞTE
Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması Büyük Jüri Başkanlığı görevini üstlenen dünyaca ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Türk sinemasının son 3 yılda çeşitlilik kazandığını ve yükselişe geçtiğini söyledi.
Meltem Cumbul ve Özgü Namal da Altın Koza ve Türk sineması ile ilgili olumlu gelişmeler yaşandığını belirtti.
Adana’ya gelen Ceylan, 12 filmin yarıştığı festivalde diğer jüri üyeleriyle birlikte yoğun bir şekilde film izlemeye başladı. Jürilerin her zaman sonuçtan memnun olmayan kişiler tarafından eleştirildiğini belirten Ceylan, “Onları baştan kabullenmek lazım, bu işin doğası böyle. Memnun olmayan taraf eleştirir. Biz de yarışmacı oluyoruz, bizim de başımıza benzer şeyler geliyor. Değerlendirdiğimiz filmlerdeki ekipler, oyuncular, arkadaşımız, dostumuz fakat duyguları bir kenara bırakıp, profesyonel düşünmek zorundayız. Jüri olunca düşman kazanmak zorunda kalıyor insan” dedi.
1960′lı ve 1970′li yıllardaki Türk sinemasında çok sayıda filmin üretilmesinin günümüz üretimiyle kıyaslanamayacağını vurgulayan Ceylan, şöyle konuştu:
“1960′lar ve 70′ler dediğimiz dönemler çok farklı, günümüzle kıyaslamamak gerek, çünkü o zaman televizyon yoktu. İnsanların sinemaya gitmekten başka yapacakları bir şey de yoktu. O dönemlere sinemada yükseliş gibi görmemek lazım. Çok iyi filmler yapıldı ama yine aynı dönemde ısmarlama ve sipariş çok kötü filmler de yapılıyordu. 200 filmin yapıldığı yıllar olmuştur. Son dönemde Türk sineması hareketlendi. Bu hareketlenmeyi ben yükseliş olarak değerlendiriyorum. Tüm rekabete rağmen, televizyona rağmen, hem gişe hem kalite anlamında ciddi bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Özellikle son 2-3 yıldır sinemaya gençlerin gelişinin mutluluğunu yaşıyorum.”
Ceyhan, Türk sinemasının çeşitliliğini Güney Kore sinemasına benzettiğini vurgulayarak, yelpazenin geniş olmasının gelişime açık olunduğu anlamı da taşıdığını kaydetti.
CUMBUL: KOZA SAYGIN FESTİVAL
Bu yıl Büyük Jüri üyeliği görevinde bulunan ünlü oyuncu Meltem Cumbul ise Altın Koza Film Festivali’nin son dönemde ödüllendirdiği filmlerle saygınlığını arttırdığını söyledi. Büyük emek verilerek hazırlanan festivallere halkın da sahip çıkması gerektiğini anlatan Cumbul, sinema ve diğer sanatsal faaliyetlerle çocukların öfke, nefret, şiddet gibi duygulardan da arındırılacağını savundu. Festivalin 3 yıldır çocuk temasının işlenmesini mutluluk verici olduğunu vurgulayan Cumbul, “Yetişkinlerin de çocukların da sanata yönelmesi çok çok önemli. Bunun yaşı yok. Ne kadar küçük yaştan itibaren yönelirsen, o kadar şiddetin, öfkenin ve agresifliğin yerini doldurabilecek alanlar oluşturabilirsin. Bu anlamda, Altın Koza’nın son 3 yıldır çok önemli bir konuya dikkat çektiği kanısındayım” dedi.
NAMAL: YILMAZ GÜNEY’İN MİRASÇILARIYIZ
Büyük jürinin bir diğer üyesi ünlü oyunca Özgü Namal, katıldığı etkinliklerde şıklığıyla göz dolduruyor. Sinemada halkın içinden çıkan hikayelerin kendisini daha çok etkilediğini vurgulayan Namal, ilerleyen dönemlerde kamera arkasına geçebileceği yönünde ip uçları verdi. Yılmaz Güney’in memleketinde olmaktan mutluluk duyduğunu anlatan Namal, şöyle konuştu:
“Yılmaz bey, çok entelektüel bir kişiydi. Yurt dışında bize getirdiği başarılar, Türkiye’nin tanınmasında büyük önem taşımıştır. Bizler onun mirasçılarıyız. Kendisi yaşamıyor ama onun fikirleri ve ideolojisi yaşıyor. Biz mirasçı olarak onlardan aldığımız bayrağı devam ettirmeye çalışıyoruz. Ben genç bir sinemacı olarak içeriği daha derin, cümleleri daha anlamlı ve bizi etkileyen işler yapmayı seviyorum. Para kazanmak için gişe filmi yapmaktansa birazcık daha ’derdi’ olan filmlerin içinde yer almayı tercih ediyorum.”
Namal, jüri üyesi olmanın oyunculuktan çok daha zor bir iş olduğunu da sözlerine ekledi.
Kübra POLAT/ADANA, (DHA) Hürriyet Magazin
|
|









Yorumlar