Cem Garipoğlu hakim karşısında
Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlu ilk kez hakim karşısına çıktı. Münevver Karabulut’un kardeşi Enver Karabulut duruşma sırasında Cem Garipoğlu’na şırıngayla saldırdı. Olay yeri inceleme ekipleri şırıngayı incelerken, Enver Karabulut ise Çocuk bürosuna gönderildi.
İlk olarak Cem Garipoğlu’nun kimlik tespiti yapıldı. Lise öğrencisi olduğunu ve sabıkası bulunmadığı ifade eden Garipoğlu, gelirinin olmadığını söyledi.
ENVER KARABULUT ŞIRINGA FIRLATTI
Ardından Cumhuriyet savcısı iddianameye özetleyerek okudu. Daha sonra Cem Garipoğlu savunmasına başladı. Garipoğlu, ‘Erkekliğime hakaret etti’ dediği sırada sinirlenen Enver Karabulut içinde sıvı bulunan şırıngayı Cem Garipoğlu’na doğru fırlattı. Ancak şırınga Garipoğlu’na isabet etmedi. Bu sırada Enver Karabulut, “Seni öldüreceğim” diye bağırdı. Hakim, Cem Garipoğlu ve Enver Karabulut’u farklı kapılardan dışarı çıkarttırdı. Mahkeme başkanı, olup bitenleri tutanağa geçirdi. Bu sırada söz alan Süreyya Karabulut’un avukatı Rezan Epözdemir, Enver Karabulut’un böyle bir şey yapacağını bilmediğini belirterek yemin etti.
Daha sonra salona alınan Garipoğlu ifadesine devam etti.
“‘SEN NASIL ERKEKSİN’ DEDİ”
Garipoğlu olay gününü şöyle anlattı: “Ben olaydan 1 yıl önce Bebek’te tesadüfen Münevver Karabulut ile tanıştım. 5 ay sonra da sevgili olduk. Hatta Münevver ile sevgiliyken Enver ile tanıştık. Münevver 7-8 kez evimize geldi. Münevver’i annem ile de tanıştırdım. Olaydan birkaç gün önce bize gelmişti, tartıştık. Bana hakaret etmeye başladı. Erkekliğime hakaret etti. ‘Sen nasıl erkeksin’ dedi. Olay tarihinde Münevver’in okuluna gittim. Birlikte karar alıp bize geldik. Bizde kimse yoktu. Arka bahçeden içeriye girdik. İki sevgili gibi öpüştük sarıldık. O sırada Münevver lavaboya gitti. Masanın üzerinde bulunan telefonunu karıştırdım, mesajlara baktım. Sevgilim, canım yazılı mesajları gördüm. Mesajların ne olduğunu sordum. Münevver de “Ben seni seviyorum. Bu mesajın önemi yok” dedi. Münevver’in bu umursamaz tavrı beni çok kızdırdı. Israrlarla mesajların kimden geldiğini sordum. ‘Sen benim babam mısın soruyor sun’ dedi. Tartışma çıktı. Münevver’i çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi geçirdim hatırlamıyorum, kendime geldiğimde Münevver’i ölü buldum. Masanın üzerindeki bıçakla vücuduna vurduğumu tahmin ediyorum. Münevver’i cansız görünce kendimi de öldürmek istedim. Ancak yapamadım”
“ÇÖP KONTEYNERİNA ATTIM”
“Telaşla cesetten kurtulmaya çalıştım. Evdeki bir bavulu aldım. Münevver’i cesedini bavula sığdırmaya çalıştım. Sığmayınca evden koşarak nalbura gittim. Testere aldım. Tekrar eve gelip önce başını kestim, sonra gitar kutusuna koydum. Cesedi de bavula yerleştirdim. Daha sonra korsan taksiyle evden ayrıldım. Evden ayrılmadan da önce kirli çamaşır sepetinde bulunan çamaşırlarla yerdeki kanları temizledim. Arabaya bindim ve Etiler’e geldim. Bagajdan bavul ve gitar kutusunu indirdim ve çöp konteynerine attım. Bilinçsizce ne yaptığımı bilmeden alışveriş merkezine geldiğimi anladım. Sonra Bahçeşehir’deki evimize gittim. Evde annem, kız kardeşim ve kız kardeşimin öğretmeni vardı. Annem çamaşır sepetindeki kanları görmüş olacak ki ‘ne oldu’ diye sordu. Ben de cevap vermeyerek soruyu geçiştirdim. Daha sonra eve babam geldi. Annem babama bir şeyler anlatmış olacak ki ne olduğuna dair sorular sordu. Dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Babamla Beylikdüzü’ndeki şirket lojmanlarına geldik”
“SUÇU TEK BAŞIMA İŞLEDİM. PİŞMANIM”
“Yanımızda kimse yoktu. Babam bana ne olduğunu sordu, beni sıkıştırdı. Ben de , kız arkadaşım Münevver’in eve geldiği, içtiğimizi ve onu kazayla ittiğim sırada kafasının masaya çaptığını söyledim. Evdeki kanın bu şekilde oluştuğunu söyledim. Babam da bana ‘Münevver’i ara durumunu sor’ dedi. Babamdan gerçeği gizledim. Şirket çalışanları Mehmet Karakayalı ve Habip Kurt’un bulunduğu lojmana geldik. Babam beni burada bıraktı ve gitti. Mehmet Karakayalı, bana soru sormaya başladı. Ben de babamla tartıştığımı söyledim. Bir süre sonra lojmana çıktım. Babam sonra geri geldi. Bahçeşehir’de bulunan bir kafeye gitmek istediğimi söyledim. Babam beni kafede bıraktı. Bir süre kafede tek başıma oturdum. Sonra hatırlamadığım bir şahıs geldi yanıma, uzun boyluydu. Beni tanıdığını düşündüm ve arabaya bindim. Bu kişille birlikte bilmediğim bir yere gittik. 6 saat yolculuk yaptık. 7 ay boyunca tek başıma bir evde kaldım, tanımadığım bir kişi 10 günde bir gelip yiyecek bırakıyordu. Saklandığım sırada ailemden kimseyle görüşmedim. 7 ay sonunda bir kişi eve geldi ve beni teslim edeceğini söyledi. Olup bitenleri televizyondan izliyordum. Ben bu kişiye, teslim olacağımı söyledim. Bu kişiyle birlikte yolculuk yaptık. Daha sonra yol kenarında beni bıraktı ve birazdan gelecek araca bin dedi. O araca bindim. Araçta avukat Aytekin Kaya vardı. Avukat bana büfeden yiyecek aldı. Daha sonra gelip polisler beni aldı. Pişmanım, böyle bir suş işlemek istemezdim. Keşke onun yerine ben ölseydim. Keşke onu geri getirmek mümkün olsaydı. Ailesi için zor bir durum. Benim yüzünden kızları öldü. Kendi ailem için de üzgünüm. Oğulları katil oldu. Suçu tek başıma işledim. Pişmanım”
Bu arada Garipoğlu ifade verirken sesinin titrediği görüldü. Duruşmaya devam ediliyor.
İKİ DAVA BİRLEŞTİRİLDİ
Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili açılan iki dava birleştirildi. Cem Garipoğlu’nun ve babasının yargılandığı dava birleştirildi. Cem babasıyla birlikte yargılanacak.
CHP’Lİ SOYSAL OLAYI ANLATTI
Münevver Karabulut cinayetinin davasını izleyenler arasında yer alan CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, duruşma salonunda çıkan olayları anlattı. Soysal, “İçeride Münevver’in erkek kardeşi bir müdahalede bulundu. Şırınga ile müdahale bulundu. Şırıngayı sıktı, içinde ne olduğunu bilmiyoruz. Güvenlik vardı isabet etmedi. Cem Garipoğlu’na isabet etmedi. Çok önemli bir şey yok. Şu an emniyette ifadesi sürüyor” dedi.
Olayın Cem Garipoğlu’nun savunmasını yaptığı sırada gerçekleştiğini belirten Soysal, “‘Erkekliğime hakaret etti’ diye bir sözü var. O açıklamanın ardından saldırı gerçekleşti. Psikolojileri çok bozuk” diye konuştu.
Kaynak:Hürriyet
|
|










dogru söylüyorsun cagla oglarini fazla simarik filama gib büyütmüsler bunu biliyorum bu dogru ama cinayet de babasini parmagi olmadigini düsünüyorum yani ilahi yaptim yaptim demesini mi bekliyorlar milliyet gaztesine bi bak bi adam aynen limoun gibi olmus eger o adamin parmagi olsadi cagla cinayeti kendi evinde degil giderdi orman da isiz yerlede yapardi ve kendi ogluna bile yaptirmazdi yani baskasina yaptiridi bence herseyi cem kendi basina yapti
annesinin babasinin sucu demeyelimde hatasi su : cocuklarina maneviyati ögretmemek kücück cocugu yurt disina tek basna gönderip aileden uzklastirmak anne baba sevgisinden yoksun kilmak vede devamli lüx icinde yasamasini temin edip onun doyumsuz olmasina sebep olmak yani kendileri bir canavarin olusmasina önayak oldu zaten cinayet sonrasi onu kacirmalarida bunun bir göstergesi medya üstüne düsmese bu olay akillari sira kapanip gidecekti ogullarina yine baska bir ülkede para pompalayip yeni canilikler yapmasina olanak sagliyacaklardi hic masum degiller
bazen kisiler nerdeyse tüm sülasesi yapti diyecekler. cinayeti cem kendisi isledi cezasini cekecek ama annesinin babasinin günahi ne onlar ne yapsinlar ,herkesin basina gelir Allah kimsenin basina vermesin
bence bu cem sakatin birisi
cagla yazdigin yorumu okudum bence adamin sucu yok verdigi ifadeler dogrudur ceme yüzünden tüm ailesi mavoldular müneverin üzerinde adamin parmak izi bile yok sadece oglumu sakladim diyor
ne kadar ilginctirki adamin kendi yasadigi evde kendi parmak izi bulunamiyor bir o kadar da sacma
IDDIANAMEDEN: İddianamede, katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun babası Mehmet Nida Garipoğlu’nun, “Tasarlayarak, çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna iştirak etmek”ten ağırlaştırılmış müebbet, Hayyam Garipoğlu, Habib Kurt, Mehmet Karakayalı ve Ahmet Batur’un “suçluyu kayırmak”, anne Tülay Makbule Garipoğlu’nun da “suç delillerini yok etmek, gizlemek veya değiştirmek” suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor.
Yaş küçüklüğü dikkate alınarak hakkında, “Tasarlayarak, çocuğu veya beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek” suçundan 18 ile 24 yıl arasında hapis cezası istemiyle Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Cem Garipoğlu’nun dosyası da 11 Şubat’ta yapılan ilk duruşmada, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle bu davayla birleştirilmişti.
Hürriyet
bugün baba ogul tekrar hakim karsisina ciktilar nida garipoglu aynen su ifadeleri kullanmis kaynak:Hürriyet TAKDİR İLAHİ OLARAK KABUL ETMEK GEREKİR”
’Allah Karabulut Ailesine sabır versin’ diyen Nida Garipoğlu,” Bunu takdir ilahi olarak kabul etmek gerekir, elimizden başka bir şey gelmiyor. On aydır tutukluyum. Suçsuzum. Cinayete katılmadım. Münevveri tanımıyorum. Tanımadığım birini neden öldüreyim, bir insanı öldürmek için bir sebep olur. Ben öldürmedim. 50 yaşındayım bu yaşıma kadar karakola dahi gitmedim. Şiddete karşı bir insanım. Oğlum bana cinayeti anlattıktan sonra oğlumu sakladım. Oğlumun nasıl saklandığıyla ilgili sorulara cevap vermek istemiyorum. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” şeklinde konuştu.
“POLİS OLAYDAN 3 SAAT SONRA EVİME GELDİ”
Garipoğlu, “cinayete yardım etmedim. Eğer cinayeti ben işlemiş olsaydım. Bahçeşehir’deki evimizde yapmazdım” dedi. Cem’in bir hata yaptığını söyleyen Nida Garipoğlu, “Cezasını uzun yıllar cezaevinde kalarak çekecek. Karabulut ailesi ne yapsa yeridir. Ne yapsak, geri getiremeyiz” şeklinde konuştu. Cinayete karışmadığını öne süren Nida Garipoğlu, “Ben cinayete karışmış olsam, cinayeti Bahçeşehir’deki evimde işlemem. Cinayeti bir sürü yer var bize ait, gider orada işlerdim. Eğer evimde işlemiş olsam, öğleden sonrayı bu işe ayırırdım. Etrafı temizlerdim. Oğluma hadi bir taksi çağır, cesedi götür demezdim’ şeklinde konuştu. Gömleğindeki kan lekesiyle ilgili soruya da yanıt veren Nida Garipoğlu, “ O gün kıyafet değiştirmedim. Polis olaydan 3 saat sonra evime geldi. Münevver’i sordular. Tanımadığımı söyledim. Evde detaylı çalışma yaptılar. Bana kibarca oğlumu teslim etmemi istediler. Evde bana ait en ufak bir parmak izi bulunamadı” dedi. Olaydan sonra Cem’in Münevverle tartıştığını söyleyerek kendisini Beylikdüzü’ndeki eve bırakmasını istediğini söyleyen Nida Garipoğlu, “Olaydan sonra bıraktım. Evimizi geldim. Cem’in cinayet işlediğini öğrendim” şeklinde konuştu.
yada münerver o ailenin bi sirrlarini ögrendi
müneverle kendi arasinda olan tartismalar ve verdigi ifadeler belki dogru olabilir bide eger babasiyla beraber yapis olsaydi kendi evinde degil baska isiz yere götürüdü ve orda öldürüdü ve en önemli olan 197 gün nerde kaldi cemi götüren sakliyan ve geri teslim adam kim
cem ıfadelerın de unuttum hatırlamıyorum demış ama bız unutmadık o cınayetı sana da yavaş yavaş hatırlatırlar merak etme
ya bitane kadinin da cikip kadinligima hakaret etti bende öldürdüm dedigini duymadim hep erkekler böyle yalana basvuruyor madem yaptin bi adilik git cezani cek yok sunu dedi bunu dedi diye cezani hafifletmeye calismasi bile onun ne kadar alcak oldugunu gösteriyor kendide ölmek istemiste basaramamis neden bicaktan korktuysan hap icseydin ya
bu kiz maalesef bir ayine kurban gitti benim fikrim bu bu tür ayinlerde bakire kizlarin kani akitiliyormus cem ve babasi hani kurtlar vadisindeki baronun üye oldugu bir gruba dahilmis ayni dine ve misyona hizmet ediyorlar cem zaten teslim oldugunda sakali saclari o gruptakileri temsil ediyordu ismini aciklamiyorum o grubun herkes tahmin ediyodur zaten
çocuk Dexter dizisini biraz fazla izlemiş